ne günlerdi
efendim yaşı müsait olanlar hatırlayacaklardır. eskiden ramazanlar pek bir coşkuyla idrak edilirdi. herkesde özellikle esnafda daha iki ay öncesinden bir heyecan başlar , efendim sultanahmetten mi feshaneden mi yer tutsak , efendim freş meyva suyu mu bu sene çok gider yoksa sahlep mi , diye uzun uzun müzakereler yapılırdı. daha ramazana girmeden diyetisyenler açıklamalarda bulunur , sahurda fazla tıkınmayın , iftarda abur cubura kaçmayın diye latife ederlerdi. ramazanın girmesiyle medyada dahi mistik bir hava teneffüs edilir , yemek programları bir biri üstüne servis edilirdi. sonracığıma her kanalın kadrolu sohbet hocaları olur , efendim o hocalarında sadık dinleyicileri ekran karşısında kendilerinden geçerlerdi. derken iftar yaklaşır. trafikte tatlı-sert atışmalar duyulmaya başlanır , millet muzip muzip burnundan soluyarak evine yetişmeye gayret ederdi. ben bilhassa o trafik keşmekeşini pek bi özlerim efendim. neydi o korna sesleri , ya oruçlu oruçlu cık cık cık çıkışmaları. hey gidi günler.
Devamı »
sonbahar kayıp gidiyor
Pardon bayan, oturabilir miyim? Daha önce somut bir gülücüğe rastlamıştım da sahibini bulamamıştım. Sizinmiş demek. Öyle bakmayın bayan ne çok uğraştırdı beni kaybolanlar bilemezsiniz. Yemyeşil yapraklarını kaybeden bir ağaç alışkındır üşümeye her sonbahar sonrası. Şımarmasını çocukluğunda yitirmiş adamı düşünün siz.
Sahi adınız neydi? Benimki de murat. Evet solgun değil ama sarı,yani bir rüzgarlık işi var. Hatırlıyorum yine böyle bir sonbahar, adımı düşürmüştüm Beyazıt meydanında. Nereye kaybolduysa artık bulmadım. Ararken İbrahim geçti elime,bir müddet onu kullandım. Devamı »
kıs(a) kıs(a)
Sokağın köşesine parketmiş arabanın dikiz aynasından görünen yüzüme kim bakar. Sakar düşlerin düşürüp parçaladığı ekmeğin buğusu ta gün doğusuna uzanır. Salınmak nereye uzatır kalemlerimi,ağlamak neden kısaltır mürekkebi. Boşalan bir hokka kısalan bir mürekkebi dışlasa kime imge olur bu. Yakalasa burnundan betimlemenin tutsa çekse bir satıra yatırsa anlam boyu,kimin umurunda. Sorun karanlıksa,sorun kanıksanmışsa,sorun karanlığın kanıksanmasıysa sorun bulaşıcıysa.. zifiri bir yalnızlığa koyu bir inzivaya çekilir sorun. En derununda derd olur kemiklerin sızısı. En tepesinde merd olur kovalanan kedinin bacısı. Devamı »
irade cüz’i kalite kallavi
her bişeyin bir şeyle ve bir şeyin her bişeyle ilişkisini farketmenin , tanımlamaya kalktığında elden kayan bir zevki vardır. hani hep dile dolanan bir ifadeyi tekrarlayacak olursak “çinde kanat çırpan kelebek çölde bir kum fırtınasına önayak olmuş olabilir”. sanırım bu biçimde değildi dillere pelesenk olan hikmet yumurtası lakin işte bir kelebek daha kanat çırptı belki ve bu hale geliverdi güzelim tümce. sonra bir kısa film hatırlanır , seyrettin mi diyerek anlatılmaya başlanan. hani küçük bir kız gülümsemiştir ve Devamı »
saklambaç
Modern zamanlarda ‘müstekbirlerin’ tanrıyı gökyüzüne hapsederek işlerini yoluna koyduğunu kavradığımı düşünürdüm. Aradan zaman mı geçti postmodern zamanlarda mı seyreder olduk nedir,’müstekbirler’‘istikbarı’ paylaşıma açmayı akıl ediverdiler. Kendi tanrını kendin hapset devri başlamış oldu. Seçenek boldu,her yere sığdı tanrı. Birileri vicdana hapsetmeyi uygun buldu,öbürleri medeniyete Devamı »
rızasız bahçanın gülü derilmez
Karşılıklı rızaya dayalı bir ilişkimiz olsun istiyor sanırım ya da ilişkimizde taraf olmadığından rızanın bir daire çizmesini murad ediyor. Ben ümitliyim. Küçükcük bir tebessüme bile rızasını iliştirmişken O, nasıl ümitsiz olabilirim. Devamı »
-
Yeni
-
Bağlantılar
-
Arşivler
- Kasım 2009 (2)
- Ekim 2009 (2)
- Eylül 2009 (5)
- Ağustos 2009 (2)
- Temmuz 2009 (4)
- Haziran 2009 (6)
- Mayıs 2009 (3)
- Nisan 2009 (7)
-
Kategoriler
-
RSS
Yazılar RSS
Yorumlar RSS
