rafadan hayat

her insan kendi çağından sorumludur.

Buyrun Calla’ya…

Fırından yeni çıkmış, buhuru üzerinde, bütün aç burunları peşinden sürükleyecek, elde ekmek sofra başında bekletecek, toplu halde bir tastan yenecek yeni kategorimiz “Calla” vatana millete international kamuoyuna hayırlı olsun.

Neden Calla?

Kasvetli bir geceydi. Ben mutfakta para kazanmak için karalamaya çalıştığım şeyler üzerinde çalışıyordum. Cigara içiyordum üstelik çay filanda vardı. Bazam da Sadık yatıyordu. Damağını emerek uyuduğu için çıkardığı sesler beni her ne kadar acaip hülyalara daldırsa da daldırdığı hülyalara aldırış etmeden çalışmaya çalışıyordum. Dikkatim dağıldı. Sadığı azıcık ittim filan. Yattım. Saat beş civarıydı. Hala yağmur yağıyordu. Yağmur sürekli yağdı zaten… Aklımda bir sürü şey vardı. Beşiktaş yenilmişti. Tabata oyundan çıkmıştı. Uğurun bütün ortalarını Wolfsburg oyunları kapmıştı. (Zaten Wolfsburg adına oynuyordu). Facebook da emperyalist duygularımı körelttiğim “Kapitalizm” diye bir oyun oynuyordum. Bir sürü param vardı. Sadık neden siteyle ilgilenmiyorsun diye bir sürü fırça atmıştı. “Manifesto” bölümünü gözüme sokarak “hala neden boş” diye sorup beni onulmaz dertlere fırlatıyordu.

Rüyamda –gerçek gibiydi- çay ocağına oturmuş yazacağım yazılara başlık arıyordum. Allahım sanki kabus gibiydi. Üst üste sigaralar içiyorum. Çaylar geç geliyor. Yoldan güzel kız geçmiyor. Hava kasvetli mi kasvetli… İçimden diyorum “Tanrım beni Ukraynaya ışınla” bir yanıt bekliyorum. Yalnızım.  Aklıma nedense annemin bana ördüğü kırmızı ponponlu şapkam aklıma geldi. Benim kırmızı ponponlu bir şapkam vardı. Hala kendime inanamıyorum. Kaşkolum bile vardı. Uzunca bişiydi. Annem pantolonumdan sokuştururdu yerler de sürünmesin diye… Zaten ufacık tefecik bişiydim. Sonra “Calla” aklıma geldi. Babam maaş aldığı günlerde fırına yaptırıp  getiridi. Patlıcan sevmemi sağlayan ama her zaman etlerini yediğim tek yemekti. Gerçi genelde önce etleri yer sonra arta kalanları yerdim. Zaten ben çocukken de bu bir kişilik sorunuydu

Kan ter içinde uyandım. Aslında uyandım sadece… Kan ter hani çektiğim sıkıntılar anlaşılsın diye söylüyorum. Aklımda Calla üzerine yazmak var. Aslında yazacak bişi yokmuş gibi geliyor. Ama yinede yattığım yerden düşünmeye başladım. Bissürü şey düşündüm. Daha sonra anlatırım size… Sonra Sadıkla sabah yedibuçukta kalktık. Her zaman ki gibi aslında 7:15’de uyandık. Ama 15 dakikada uyumadan sadece yatakta uyuyormuş gibi yapıp zamandan hıncımızı aldık. Sadığın saati sekiz dakika ilerideymiş… Kendini kandırırken çok acımasızdı. Yüzünü yıkadı. Baktım iplemiyor. Sekiz dakika ilerde benim ki zaten derken çok kayıtsızdı.  Sonra çıktık evden…

Çay ocağına indik. Simit poğaça yedik. Yolda “poğaça”ya neden poğaça dediklerini sordum. Bilmediğini söyledi. Bende bilmiyorum. Nerden bilim. Bazen gereksiz meraklanmalar oluyor işte…

Sonra eve geldim. Google “Calla” yazdım. Aşağıdaki metin çıktı.

Calla, Konya ve Karaman yöresine ait, koyun eti, Patlıcan, Domates ve baharatlarla güveçte yapılan bir et yemeğidir.

Malzemeler (5-6 kişilik)

  • 1 kilo kuşbaşı kuzu eti
  • 4-5 adet orta boy patlıcan
  • 5-6 diş sarımsak
  • 2 adet orta baş kuru soğan
  • 7-8 adet çarliston biber
  • 3 adet orta boy domates
  • Tereyağı
  • Sıvı yağ
  • Tuz

Yapılışı

Kuzu eti tencereye konur. Orta ateşte karıştırılarak suyunu verip tekrar çekene kadar kavurulur. 2 yemek kaşığı tereyağı eritilir. Sarımsaklar 2-3 parça şeklinde doğranıp tencereye ilave edilir. Bir miktar kavrulduktan sonra az tuz ilave edilir. Tencerenin altı kısılır. Pijama şeklinde soyulup kuşbaşı büyüklüğünde doğranan patlıcanlar etin üzerini kaplayacak şekilde tencereye döşenir. Biraz tuz ilave edilir. Kabukları soyulup ince ince doğranmış domatesler patlıcanın üstünü kaplıyacak şekilde döşenir. Az tuz ilave edilir. Soğanlar söğüş şeklinde doğranıp domatesin üstüne döşenir. İçleri temizlenen biberler uzunlamasına 2-4 şekilde şerit olarak kesilir. Kesilen şeritler 2-3 parça olacak şekilde yatay tekrar kesilip soğanların üstüne serpilir. 2 yemek kaşığı kadar sıvı yağ üzerinde gezdirilir. Az tuz ilave edilir. Tencerenin kapağı kapatılıp orta ateşte 40 dakika kadar pişirilir. Hiçbir şekilde kesinlikle karıştırılmaz ve su eklenmez. Ara sıra koklanarak kıvama gelmesi beklenir ve etlerin yanması engellenir.

Buyrun Calla’ya…

04 11 2009

04/11/2009 - Posted by | Calla | , , , , , , , ,

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapın

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Follow

Get every new post delivered to your Inbox.