sonbahar kayıp gidiyor
Pardon bayan, oturabilir miyim? Daha önce somut bir gülücüğe rastlamıştım da sahibini bulamamıştım. Sizinmiş demek. Öyle bakmayın bayan ne çok uğraştırdı beni kaybolanlar bilemezsiniz. Yemyeşil yapraklarını kaybeden bir ağaç alışkındır üşümeye her sonbahar sonrası. Şımarmasını çocukluğunda yitirmiş adamı düşünün siz.
Sahi adınız neydi? Benimki de murat. Evet solgun değil ama sarı,yani bir rüzgarlık işi var. Hatırlıyorum yine böyle bir sonbahar, adımı düşürmüştüm Beyazıt meydanında. Nereye kaybolduysa artık bulmadım. Ararken İbrahim geçti elime,bir müddet onu kullandım.
Benimle zaman kaybettiğinizi düşünüyorsunuz değil mi? Önemli değil mi? Benim zamanım bol gerçi. Seher vakitleri mi ararsınız, akşamüstleri mi? İsterseniz size verebilirim. Gerçi tozludur bazıları, bazıları lekeli ama tenha vakitler kir tutmaz pek. İki ovmayla tertemiz olurlar. İster misiniz? Tamam kaybettiğiniz zamanların yerini tutmaz ama ömür ömre ilişir hiç olmazsa.
Saatinize kaçıyor gözleriniz zaman zaman? Birini bekliyorsanız ben kalkayım. Sesinizin çizdiği tedirgin hayır’ın üstünü karalamak ister gibisiniz. Onu diyordum bende. En çok tedirginliğimi yitirdiğime sevinmiştim. Öyle bir açılıyor ki adımların,kuşların yürüyesi geliyor. Bastığın toprak teşekkür ediyor bayan. Bazen onu bir köşe başından bana bakarken görür gibi oluyorum, tam o tarafa döndüğümde kayboluyor yine, çok şükür.
Şiir sever misiniz? Kaybetmenin de bir verilen olduğunu ben şiirden öğrendim. Şuurumu kaybettim ve şiiri verdi bana tanrı. Şiir yolumdaki tümseği çukuru göstermiyor tabii. Düşüyorum, takılıyorum. Her düştüğümde bir yanı sürtülüyor benliğimin, her takıldığımda ruhuma yeni pencereler açılıyor.
Başınızı şişirdim sizinde? Bana öyle durgun su gibi bakarsanız, yolunu kaybetmiş cümleler bir bir sökün ediverirler tabii, pırıltılı bir akis bırakabilmek için çehrenizde. Yolunu kaybetmek dedim de aklıma geldi. Yolumu kaybettiğimde duyduğum sesi anlatamam. Depremde duyulan sesten daha ürpertici, suya düşen gevercin tüyünün çıkardığı sesten daha ketum. İsrafil şahit ki işittim. Çok sürmedi ama. Buldum sonra yolumu. Daha önce yürüdüğüm yol değildi bulduğum. Beni, senin ve onun yoluna uzak düşürmeyen bir yol. Neyse artık kaybetsem de yolumu, sorun değil benim için. Bir yolunu bulurum nasılsa yürümenin.
Peki o zaman. Ben müsaade isteyeyim. Masanıza oturduğumda bir yoksunluk vardı pardon’umda, hatırlarsınız. Kalkışımdaki zenginliğe bakılırsa muhabbetten hayli karlı çıktığımı söyleyebilirim. Çay için teşekkür ederim.
Henüz yorum yapılmamış.
Yorum yapın
-
Yeni
-
Bağlantılar
-
Arşivler
- Kasım 2009 (2)
- Ekim 2009 (2)
- Eylül 2009 (5)
- Ağustos 2009 (2)
- Temmuz 2009 (4)
- Haziran 2009 (6)
- Mayıs 2009 (3)
- Nisan 2009 (7)
-
Kategoriler
-
RSS
Yazılar RSS
Yorumlar RSS